Akut Derin Ven Trombozu (DVT) Nedir?
Kelimelerin açıklaması
Akut kelimesi bir hastalığın yeni oluştuğunu üzerinden çok zaman geçmediğini açıklar.
Buradaki derin kelimesi derin yerleşimli damarı tarifler ki bunlar ana damarlardır (yüzeysel damarlar daha az önemli damarlardır)
Ven: toplardamar
Tromboz pıhtılaşmadır.
Bu hastalık ana toplardamarlarda pıhtı oluşması ve damarların tamamen tıkanması sonucu gelişen bir hastalıktır. En sık bacak toplardamarlarında (venlerinde) olduğu için DVT dendiğinde genellikle bacak toplardamarının pıhtı ile tıkanması anlaşılır. Kol toplardamarlarında da DVT hastalığı olabilir ama çok daha seyrektir.
Derin ven trombozu (DVT) neden oluşur?
DVT genellikle kan akımında bir sorun olduğunda görülür. Bu dorun hastaların çoğunda doğuştan gelen pıhtı eğilimidir. Yani genetik olarak pıhtı oluşma eğilimi vardır. Her 1000 kişinin birinde görülür yani çok sık değildir.
Kimlerde sık görülür?
DVT herkeste ve her yaşta görülebilir ama çocukluk yaşlarında son derece nadirdir. Daha çok genç ve ileri yaş hasytalığıdır. Herkeste görülebilmesine rağmen aşağıdaki risk faktörü dediğimiz durumlarda daha sık görülür.
DVT hastalığı bacakta ne tür yakınma oluşturur verir?
Bu hastalık neden önemlidir?
Bu hastalığın en önemli komplikasyonu (hastalığa ikincil oluşan kötü durum) akciğerlere pıhtı atmasıdır. Buna pulmoner emboli (PE) de denir. Bazen büyük bir sorun yaratmaz ama özelilkel ileri yaşlarda ölümle sonuçlanabilecek kadar ağır olabilir. Pıhtı atma ihtimali her on kişiden yaklaşık 3 kişidir Ama ölümcül olabilecek pıhtı atma ihtimali çok daha düşüktür. Bacak toplardamarında oluşan pıhtı sadece akciğere atabilir başka bölgelere atamaz. Çok nadir olarak kalpte doğuştan var olan delik durumunda diğer bölgelerde pıhtı oluşabilir.
Hastalığın önemli olmasının bir başka sebebi hastaların yarısında hayat boyu sürecek bacak şikayetlerine yol açmasıdır. İlk pıhtı oluşumundan sonra pıhtı olan toplardamarlarda tıkanma ve pıhtının toplardamardaki sayısız kapakçığa yaptığı zarar nedeniyle bu hastalarda posttrombotik sendrom (pıhtı sonrası gelişen hastalık) denen bir hastalık oluşabilir. Bacağa gelen kan tıkanma ve kapak bozukluğuna bağlı kalbe kolaylıkla taşınamaz, bacakta şişlik hayat boyu devam edebilir. Bu da uzun dönemde bacaklarda devamlı ağrı, yanma, yorgunluk gibi yakınmalara yol açar. Hastaların küçük bir kısmında ayak bileği içi kısmında cilt sertleşir, kahverengi renk değişikliği oluşur, dolaşım bozulmasına bağlı deri kılları dökülür (kronik venöz yetmezlik) ve uzun süre iyileşmeyen yaralar çıkabilir (venöz ülser). BU durum erkeklerde, şişmanlarda ve hareketsiz insanlarda ve pıhtının bacak damarlarından kasık üstündeki toplardamarlara kadar uzanan insanlarda çok daha sık olur.
Bir bacakta ani gelişen şişlik olursa ne yapmak gerekir?
Hiç beklemeden bir doktora başvurmak gerekir. Bir an önce kan sulandırıcı ilaç başlanması hem hastalığı rahatlatır hem yeni pıhtı olmasını engeller hem de pıhtının akciğere atmasını çok ciddi şekilde azaltır.
Kullanılan kan sulandırıcı ilaçlar pıhtıyı temizleyerek damarı açar mı?
Ne yazık ki hayır. Kan sulandırıcı ilaçlar çok yararlıdır ve en az 3 ay kullanılmalıdır. Ama bu ilaçlar pıhtı çözücü ilaçlar değildir, var olan pıhtıyı çözemez. Yeni pıhtı oluşumunu engeller ve pıhtının akciğere atma ihtimalini ciddi şekilde azaltır.
Akut DVT nasıl tedavi edilir?
İlk tedavi her hastaya mutlaka kan sulandırıcı ilaç başlanmasıdır.
Bazı doktorlar hastaları bir süre hastanede yatırmak ister ama bu şart değildir. Akciğere pıhtı atması durumunda hemen her zaman hastaneye yatış gerekir.
Akut DVT geçiren hastalar ayaktan ya da hastaneye yatırılarak tedavi edilebilir. Akciğere pıhtı atan hastaların hastaneye yatırılarak takip edilmesi gerekir. Bunun dışında hasta var olan yakınmalara bakılarak değerlendirilir. Bazen hastalık çok hafif tir ve hasta günlük yaşamına dönebilir. Bazen ciddi ağrı vardır, evde ya da hastanede yatarak ve bacaklarını yükselterek takip edilmesi gerekebilir.
Günler geçtikçe vücut tıkanan damarlar yerine yeni yan yollar oluşturur ve hastanın bacak şişliği ve ağrı yakınması yavaş yavaş azalır. Bazı hastalarda tamamen kaybolur bazı hastalarda ise yukarıda belirtildiği gibi hayat boyu süren yakınmalar kalabilir (posttrombotik sendrom)
Bacak damarında oluşan pıhtıyı tamamen temizleyen ya da yok eden bir tedavi var mıdır?
Evet, anjiyo ile yapılan endovasküler tedavi erken dönemde pıhtı tamamen yok edebilir. Ancak bu tedavi her hasta için gerekli değildir. Bazı hastalarda, özellikle pıhtının çok fazla olduğu ve gelecekte sorun yaratma ihtimali yüksek hastalarda önerilir.
Anjiyo tedavisi birkaç durumda önerilir
DVT de anjiyo tedavisi nasıl bir tedavidir?
Anjiyo tedavisi hatayı hastaneye yatırılarak yapılır ama bazı durumlarda aynı gün bile taburcu etmek mümkündür. Tedavi bir toplardamar anjiyosudur. Atardamar anjiyolarına göre daha az risklidir. Kol ve kasıktan çok diz arkası, ayak bileği ya da boyun toplardamarından girimle yapılır. Tedavide amaç pıhtıyı ilaçla eritmek, pıhtıyı parçalamak ya da damardan çıkararak yok etmektir.
Uygulanan Yöntemler:
Bazı durumlarda kasık üstündeki damarlara balon yapmak ya da stent yerleştirmek de gerekebilir.
Yine bazı durumlarda pıhtının işlem sırasında akciğere atma riskini önlemek için işlemden hemen önce ana toplardamara (inferior vena kava) bir filtre yerleştirilebilir. Buna kava filtresi denir. Bu filtre ya işlemden hemen sonra ya da birkaç gün içinde çıkarılır. Seyrek olarak filtre damarda bırakılabilir.
Anjiyo ya da endovasküler tedavi zor bir işlem midir?
Endovasküler tedavi genel olarak ağrısız ya da çok az ağrı yapabilen bir işlemdir. Genellikle hastalara basit sedasyon (rahatlatma ve ağrı kesme için damardan ilaç verme) uygulanarak tamamen ağrısı z yapılabilir. Bu esnada aynı yöntem hastayı tamamen uyutabilir. Bu işlem genel anestezi yani narkoz değildir. Daha kolay ve riskleri daha az olan bir anestezi yöntemidir.
Bu işlemin riskleri nelerdir?
İşlem riskleri son derece az olup oldukça güvenilir bir yöntemdir. Ancak pıhtı eritici ilaç verilirse (he hastaya verilmesi gerekmez) verilen ilacın dozuyla orantılı olarak kanama yapabilir. Ciddi kanama hastaların yaklaşık %3’ünde bildirilmiştir. İlaç dozu azaltılırsa risk daha da az olur.
Trombektomi yöntemlerinde bir kısım pıhtının akciğere atması mümkündür ama bu da son derece seyrektir. Pıhtı atması için risk varsa bir kava filtresi yerleştirilebilir.
Bunun dışında girim yerine kanama olabilir
Stent yerleştirilirse stentin tekrar tıkanması mümkündür.
Tedavi sonrası damar açıldıktan sonraki günlerde de damarın tekrar tıkanması mümkündür Bunu engellemenin en önemli yolu tedaviyi olabildiğince erken yapmak (pıhtının temizlenmesi daha kolaydır) ve tedavi sonrası kan sulandırıcı ilacı devam ettirmektir. Ama bunlara rağmen tekrar tıkanma hastaların %5-10’unda görülebilir.
Hazırlayan: Prof. Dr. Levent Oğuzkurt