HASTALAR İÇİN

Venöz Malformasyon Nedir? Tedavi Yöntemleri

Vasküler malformasyon tedavileri
HAZIRLAYAN: Dr. Ömer Fatih Nas
TGRD Üyesi

Venöz ( toplardamar ) malformasyon ( anormal oluşum ) en sık izlenen vasküler malformasyondur ( % 40 - 50 ). Venöz malformasyonların oluşum nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bu toplardamarlarda doğuştan itibaren fonksiyonel düzgün bir gelişim olmamaktadır. Yapısal ve fonksiyonel bozukluklar sonrasında venöz damarlarda baloncuklar ve yumaklar şeklinde düzensiz boşluklarda kan gölcükleri oluşmaktadır. Bu boşluklarda biriken kana bağlı kalbe dönen kan dolaşımı yavaşlayabilir ve bozulabilir, sonrasında bu hastalarda yavaşlayan kan dolaşımına bağlı şikayetler oluşabilir.

Ne Zaman Ortaya Çıkar? Kansere Neden Olur mu?

Bu anormal toplardamar oluşumları aslında hep doğuştan vardır. Ancak bu oluşumlar bazı bebeklik döneminde doğar doğmaz fark edilemeyebilir. Genellikle bebeklere anne ya da babadan gelen bir hastalık değildir. Yaşın artışı ile birlikte çocukluk döneminde çarpma, düşme gibi travma, enfeksiyon vb. etkilere ve ergenlik, hamilelik dönemlerindeki hormonların değişim etkisine bağlı venöz malformasyon büyüyebilir; böylelikle belirgin, görünür hale gelebilir. Halk arasında hasta yakınları tarafından ‘’ sonradan çıktı, sonradan fark ettik ‘’ denilen ve böylelikle hasta yakınlarında endişeye ve korkuya neden olan bu oluşumlar aslında hep vardı. Her iki cinsiyette eşit oranda ve her yaş grubunda görülen, hayatı tehdit etmeyen venöz malformasyonda kanserleşme yoktur. Ancak yaşam boyu kaybolmayan, çok yavaş büyüyen, kendiliğinden ( spontan ) gerilemesi olmayan ve hastalarda şikayet oluşturan anormal toplardamar oluşumları tedavi edilmezlerse, hastaların yaşam kalitesi olumsuz yönde etkilenir.

Vücutta Nerelerde ve Nasıl Görülür? Belirtileri Nelerdir?

Venöz malformasyon vücutta her yerde görülebilir, ancak sıklıkla baş, boyun bölgelerinde ve tüm ekstremitelerde yerleşim gösterebilir. Bu anormal toplardamar oluşumları vücutta cilde yakın ( yüzeyel ) ve cilde uzak ( derin ) dokularda oluşabilir. Bu dokularda bölgesel ( lokalize ) ya da yaygın ( diffüz ) olarak izlenebilir. Özellikle görünüşleri çok tipik olan yüzeyel bölgesel yerleşim gösteren bu anormal oluşumlar dıştan rahatlıkla tanınır. Bu yüzeyel yapılar yumuşak süngerimsi yapıda ve mavi-mor renkte olan şişlikler şeklinde görülür. Ayrıca toplardamarları nedeniyle titreşim göstermezler ( nonpulsatil ) ve bu şişlikler parmağınızla bastırınca küçülür, kaybolur ve parmağınızı çektiğinizde sonrasında tekrar kan ile dolar ( komprese edilebilir ). Derin yerleşimli ya da yaygın olanlarda ise görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır.


Üst ekstremitede komprese edilebilir, nonpulsatil, yumuşak süngerimsi yapıda ve mavi-mor renkte olan venöz malformasyon

En sık belirti (şikayet, klinik bulgu, semptom) ağrıdır. Gün içersinde uzun süre ayakta durmak gibi hasta pozisyonu, spor yapmak, sıcak havaya maruziyet ve stres vb. durumlarda bu anormal toplardamar şişebilir, boyut artışı gösterebilir. Bu oluşumların vücutta bulundukları düzeyine ve büyüklüklerine göre farklı belirtiler izlenebilir. Venöz malformasyonu yüzde ve dudaklarda estetik ( kozmetik ) sorunlar, dilde ve ağızda konuşmada, yemek yemede zorluk ve kasda ve eklemde hareket kısıtlılığı oluşturabilir.

Doğru Tanı Nasıl Olmalı?

Venöz malformasyonda çoğunlukla klinik öykü ve fizik muayene bulguları ile kolaylıkla tanı konulabilir. Bu anormal oluşumların diğer vasküler malformasyonlardan ve hemanjioma gibi vasküler kitlelerden ayırtedilebilmesi bazen zor olabilir. Bu nadir oluşumlarda tanıda ciddi hataları engelleme ve doğru ( kesin ) tanıya ulaşma amaçlı görüntüleme yöntemlerinden faydalanılmalıdır.
Doğru tanıda; görüntüleme yöntemlerinden ilk tercih edilen ultrason olmalıdır. Renkli doppler ultrason ve spektral doppler ultrason ile anormal toplardamar oluşumlarının kan akımları değerlendirilir. Manyetik rezonans ( MR (emar) ) ise bu oluşumların iç yapısını, büyüklüğünü, dokulardaki yaygınlığını ve uzanımını gösterir. Ayrıca MR tedavi planı ile tedavi sonrası takiplerde mutlaka kullanılır. Bu hastalıkta kan akımı yavaş olduğundan arter yolu ile elde olunan anjioya ( dijital substraksiyon anjiografi ( DSA ) ) gerek yoktur.
Venöz malformasyonda, girişimsel radyologlar ( girişimsel radyoloji uzmanları ) hasta muayenesi ve görüntüleme yöntemleri ile kesin tanıya rahatlıkla ulaşabilmektedir.

Tedavi Seçenekleri Var mıdır?

Venöz malformasyonun tedavisi kişide oluşturduğu belirtiye göre değişir. Bu hastalık kişide belirti yapmıyor ise sadece takip edilebilir. Ancak şikayetler belirgin ise tedavi edilmelidir. Tedavi ameliyat ya da daha kolay olan ameliyatsız girişimsel işlemler ( kesi olmadan, deriden iğne deliği küçüklüğündeki yollarla ) ile yapılır. Bu anormal toplardamar oluşumların vücuttaki dokularda yaygın ve derin yerleşimi olduğunda ameliyat ( cerrahi ) uygulama ile hastalık olan bölgenin tümünün çıkarılması zor olmaktadır. Cerrahi işlem yapılmayan ya da vücuttaki dokularda yüzeyel ve bölgesel yerleşimi olan venöz malformasyonlar kesi olmadan, deriden iğne deliği küçüklüğündeki yollarla ameliyatsız girişimsel işlemler ile girişimsel radyoloji uzmanları tarafından kolaylıkla tedavi edilirler. Ayrıca ameliyatsız girişimsel işlemler ile anlamlı küçülen ve kendini sınırlayan venöz malformasyona yönelik sonrasında cerrahi uygulanabilir ( kombine yöntem ).

Ameliyatsız Girişimsel İşlemleri Nasıl Uygulayalım?

Girişimsel radyologlar, ameliyatsız girişimsel işlemleri girişimsel anjio ünitelerinde gerçekleştirir. Bu hastalıkların tedavisinde ince iğne kullanılır. Hastalık bölgesinde cilt temizliğini sağladıktan sonra ultrason ile ciltten ( perkütan ) iğnelerle anormal genişlemiş toplardamar bölgelerine kolaylıkla ulaşırlar. Girişimsel anjio ünitelerinde hastalık bölgesinin sınırlarını belirlenmesi, yapısının ortaya konulması, venöz akımının gösterilmesi ve etkili tedavinin yapılabimesi için giriş yapılan ince iğnelerden özel bir boya ( kontrast madde ) verilerek direkt perkütan flebografi ( toplardamar görüntülemesi ) yapılır. İşlem sırasında kullanım iğne sayısı hastalık bölgesinin büyüklüğüne göre çok sayıda olabilir. Bu uygulama sonrasında ulaşılan anormal toplardamar alanlarına büzücü, yakıcı ya da içten yok edici hazırlanmış olan sklerozan özel ilaçlar ( polidokanol, bleomisin, etanol, picibanil, doksisilin vb. ) uygulanır. Polidokanol uygulanan sklerozan özel ilaçlardan en yaygın olanıdır ( skleroterapi, köpük tedavisi). Tedavi sonrası ilgili alana sıkı bandaj yapılır. İşlemler konforlu ve ağrısız şekilde gerçekleştirilir. Bu işlemlerle hasta şikayetlerinde ( ağrı, şişlik, renk değişikliği vb. ) anlamlı gerileme olmaktadır. Venöz malformasyonda küçülme olur.


Venöz malformasyonda ince iğne ile perkütan skleroterapi ( köpük tedavisi ) uygulaması.

İşlemler hastaların yaşına göre ve işleme bağlı hastalardaki duygularındaki ( korku, kaygı, heyecan vb. ) değişimlerinin kontrolü için işlemler ağrı kesici ve sakinleştirici ilaçlar verilerek anestezi doktoru eşliğinde ya da lokal ( bölgesel ) yapılabilir.
Hastalık bölgesinin yaygınlığına göre işlem süresi değişebilir, ancak işlemin ortalama süresi çok uzun olmamaktadır (15-30 dakika ). İşlem sonrası hasta gözlem odasında 1 - 2 saat takip edildikten sonra, hasta evine gidebilir. İşlem sonrası belli aralıklarla, 2 - 3 aylık dönemlerle, hasta düzenli kontrole gelmelidir.
İşlemde hangi sklerozan özel ilacı kullanalım?, En etkili sklerozan özel ilaç hangisi?, İşlemde seans sıklığı nasıl olmalıdır? gibi soruların cevaplarında ortak bir bilimsel fikir birliği bulunmamaktadır. Bu durumlarda girişimsel radyoloji merkezinin ve uygulayıcının deneyimi ile sklerozan özel ilaca erişim kolaylığı önemlidir.

Uygulanan Tedavi Etkili midir?

Ameliyatsız girişimsel işlemler venöz malformasyonda son derece etkili ve yararlıdır. Bu tedavinin önemli avantajları, hastayı hastaneye yatırmadan güvenilir ve basit şekilde uygulanmasıdır. Genelde bu anormal toplardamar oluşumları tek bir işlem ile tamamen yok olabilir. Ancak hasta takiplerinde tamamen yok olmayan alanları yok etmek için birden çok tedavi seansı da gerekebilir. Tamamen yok olan hastalık bölgesinde hastalığın tekrarlaması üzerine bu işlemler rahatlıkla aynı şekilde tekrar uygulanabilmektedir.

Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Tedavi sonrasında hastanın dinlenmesi, spor sırasında hastalıklı bölgenin aşırı zorlanmaması ve darbelerden kaçınılması gerekmektedir. Tedavi alanında ani geçmeyen şiddetli ağrı olursa tekrar kontrole gelinmelidir.

Tüm Girişimsel Radyologlar Ameliyatsız Girişimsel İşlemleri Uygulayabilir mi?

Girişimsel radyologlar bu işlemleri gerçekleştirecek bilgi ve donanıma sahiptir. Ancak sık görülmeyen ve tanısında zorlukları olan bu hastalıkta girişimsel radyoloji merkezinin ve girişimsel radyoloji uzmanının deneyimi çok önemlidir.