Karaciğer, vücudun en büyük iç organlarından biridir, vücudumuzda karın bölgesinin sağ üst tarafında bulunur. Karaciğerin kanı toksik (zararlı) maddelerden temizlemek, metabolizmayı düzenlemek, besinleri depolamak ve safra üretmek gibi hayati görevleri vardır. Karaciğer kisti, karaciğer dokusu içinde oluşan, içi sıvı dolu keseciklerdir. Bu kistler iyi huyludur. Genetik yatkınlık, bazı enfeksiyonlar veya parazitler de kist oluşumunda rol oynayabilir. Birçok kişi karaciğerinde kist olduğunu başka bir nedenle yapılan kontrollerde tesadüfen öğrenir, çünkü küçük ve zararsız kistler genellikle hiçbir belirti vermez.
Belirtiler nelerdir?Küçük karaciğer kistleri çoğunlukla sessiz seyreder ve kişi farkına varmaz. Ancak kist büyüyüp çevre dokulara baskı yapmaya başlarsa bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Hastalar genellikle karnın sağ üst kısmında hafif bir ağrı veya dolgunluk hissi tarif ederler. Büyük kistler mideye baskı yaparak şişkinlik, hazımsızlık, bulantı gibi sindirim şikâyetlerine yol açabilir. Nadiren kist içinde kanama olursa ani ve şiddetli karın ağrısı hissedilebilir. Eğer kist çok büyükse veya safra yollarını tıkarsa, sarılık (cildin ve gözlerin sararması) gelişebilir. Çoğu vakada belirtiler spesifik olmadığı için, hastalar bu şikâyetleri farklı bir rahatsızlık sanabilir. Örneğin, üst karın ağrısı veya hazımsızlık yaşayan biri, bunun bir karaciğer kistinden kaynaklandığını düşünmeyebilir. Bu nedenle bu belirtiler uzun süre göz ardı edilebilir. Ancak ağrılar gittikçe artıyor, karında şişlik belirginleşiyor ise doktor kontrolüne gitmek önemlidir.
TanıKaraciğer kisti şüphesi olduğunda en sık başvurulan yöntem ultrasonografi (USG) incelemesidir. Ultrason, karaciğer içindeki kistlerin sıvı dolu yapısını kolayca gösterir. Bazen kişi başka bir nedenle karın ultrasonu çektirirken tesadüfen karaciğerde kist olduğunu öğrenir. Ultrason dışında Bilgisayarlı Tomografi (BT) veya Manyetik Rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemleri de kistin boyutunu, yerini ve yapısını detaylı değerlendirmek için kullanılabilir. Bu yöntemler, kistin basit (yalnızca sıvı dolu) mi yoksa içerisinde bölmeler veya kalın duvarlar gibi karmaşık özellikler taşıyıp taşımadığını anlamaya yardım eder. Kist şüpheli görünürse doktorunuz ayırıcı tanı için ek testler önerebilir. Örneğin, kistin sebebinin bir parazit (köpek kisti olarak bilinen hidatik kist) olup olmadığını anlamak için kan testleriyle Echinococcus adlı parazite karşı antikorlar araştırılabilir. Genellikle basit karaciğer kistinin tanısı görüntüleme ile kolaylıkla konur ve ek tetkik gerekmez.
Karaciğer kistleri çoğu zaman küçük ve belirtisiz olduğu için tedavi edilmesine gerek yoktur. Eğer karaciğer kisti küçükse ve hastada herhangi bir şikâyete yol açmıyorsa, sadece düzenli aralıklarla takip önerilir. Kist büyümediği veya sorun çıkarmadığı sürece ömür boyu kişiyle birlikte zararsız şekilde kalabilir. Ancak kist büyükse, ağrı veya diğer şikâyetlere yol açıyorsa tedavi gündeme gelir. Eskiden bu durum sadece ameliyatla tedavi edilebilirdi, karın açılarak kistin çıkarılması gerekirdi. Günümüzde ise ameliyata gerek kalmadan, Girişimsel Radyoloji kliniklerinde iğne deliğinden yapılan ameliyatsız işlemlerle kisti tedavi etmek mümkün hale gelmiştir. Girişimsel Radyoloji uzmanları tarafından uygulanan perkütan kist tedavisi, ultrason rehberliğinde ciltten karaciğere ince bir iğneyle girilerek yapılır. Yaklaşık 1-2 mm kalınlığındaki ince iğneler kullanılır. Bu işlemde kistin içine iğne ile girilip sıvısı boşaltılır. Ardından kistin tekrar dolmasını engellemek için içine alkol gibi özel bir madde verilir ve bir süre bekletilip tekrar çekilir. Bu yöntem tıpta aspirasyon-skleroterapi olarak bilinir ve kistin duvarını büzüştürerek yeniden sıvı birikmesini önler. Bilimsel araştırmalara göre, karaciğer kistlerinde iğne ile boşaltma ve sklerozan madde uygulaması, uzun dönemde etkin ve güvenli sonuçlar vermektedir. İşlem genellikle yaklaşık yarım saat sürer ve hasta aynı gün evine dönebilir. Eğer kist çok büyükse, iğneyle boşaltma sonrasında kist boşluğuna ince bir dren (plastik tüp) yerleştirilip bir süre buradan sıvı akışına izin verilebilir. Bu dren bazen bir gece yerinde kalır ve ertesi gün çekilir, bazen de işlem bitiminde hemen çıkarılır. Bu işlemler lokal anestezi (bölgesel uyuşturma) ya da hafif sedasyon ile yapılabilir. Genellikle genel anesteziye gerek kalmaz. Hastanın karnına girilen bölge lokal anestezi ile uyuşturulur, böylece hasta işlem sırasında acı hissetmez. Bilinci açık olduğundan gerektiğinde pozisyonunu değiştirmesi veya nefesini tutması istenebilir, hasta için süreç oldukça konforludur. Girişimsel radyoloji yöntemleri ile kist tedavisi, açık cerrahiye göre çok daha kolay ve hafif bir işlemdir. Bu sayede hasta, büyük bir cerrahi operasyonun risklerine maruz kalmamış olur.
Eğer kistin yapısı farklı ise (örneğin içinde bölmeler varsa veya duvarı kalınsa) ya da doktor kistin farklı bir tümör olabileceğinden şüphelenirse, doğrudan ameliyat önerilebilir. Ancak basit karaciğer kistlerinin büyük çoğunluğu ameliyatsız yöntemlerle başarıyla tedavi edilebilir.
Girişimsel radyoloji ile uygulanan perkütan (ciltten girilerek yapılan) tedavilerin, açık ameliyata göre birçok avantajı vardır. Minimal invaziv dediğimiz bu yöntemlerde vücuda verilen zarar en az düzeydedir. Karında büyük bir kesik olmadığı için enfeksiyon, kanama gibi komplikasyon riskleri ameliyata kıyasla çok daha düşüktür. Hasta genellikle işlemin yapıldığı gün ya da ertesi gün evine gidebilir, yani hastanede yatış süresi oldukça kısadır. Lokal anestezi ile yapıldığı için genel anestezinin riskleri de ortadan kalkar. Özellikle ileri yaştaki veya genel anestezi alması sakıncalı olabilecek hastalarda bu önemli bir avantajdır. Hasta işlem sonrası kısa sürede günlük hayatına dönebilir; birkaç gün içinde normal aktivitelerini yapabilir. Karaciğer kistinin iğneyle tedavisinde başarı oranı çok yüksektir. Doğru uygulandığında kistin tekrarlama ihtimali son derece düşüktür (yaklaşık %2 gibi). Bu oran, cerrahi tedavinin başarı oranına neredeyse eşittir, yani iğne tedavisi etkinlik açısından ameliyattan geri kalmaz. Ayrıca karında büyük bir ameliyat yarası ve iz olmadığı için kozmetik olarak da avantaj sağlar. Çok nadir de olsa iğnenin karaciğere girmesi sırasında kanama olabilir veya kist boşaltıldıktan sonra içeride enfeksiyon gelişebilir. Bu riskler oldukça düşük oranda görülür ve genelde tedavi edilebilir durumlardır.
Sonuç olarak eskiden sadece ameliyatla tedavi edilebilen bu durum, artık iğne deliğinden yapılan işlemlerle çözülebiliyor. Bu da hastalar için büyük bir konfor ve güven demek. Girişimsel radyoloji alanındaki gelişmeler sayesinde karaciğer kistiniz varsa, karnınızda büyük bir kesi olmadan, hızlı ve etkili bir şekilde tedavi olabilirsiniz.