Karaciğer hidatik kisti, halk arasında “köpek kisti” diye bilinen bir parazit hastalığıdır. Tıptaki adı kistik ekinokokkozis ya da kist hidatiktir. Etken, köpek gibi etçil hayvanların bağırsağında yaşayan Echinococcus granulosus adlı parazittir. Parazitin yumurtaları dışkıyla çevreye yayılır; iyi yıkanmamış sebze–meyveler veya kirli suyla ağız yolundan alınır. Vücuda giren yumurtalar bağırsakta açılır, kana karışır ve en sık karaciğerde kist oluşturur; daha nadir olarak akciğer, dalak, böbrek, hatta beyinde de kistler görülebilir.
Karaciğerdeki hidatik kist; içi berrak sıvı dolu bir baloncuk gibidir, fakat içinde çok sayıda parazit yavrusu barındırır. Kistin iç duvarında “kese içinde kesecik” (kız kardeş kistler) görünümü, onu basit karaciğer kistinden ayırır. Hastalık özellikle kırsal ve hayvancılıkla uğraşılan bölgelerde daha yaygındır.
Kistler yavaş büyür; küçükken genellikle hiç belirti vermez. Büyüdükçe sağ üst karında ağrı veya baskı/dolgunluk hissi, hazımsızlık, zaman zaman bulantı–kusma görülebilir.
Kist içerik sızdırırsa kaşıntı, döküntü gibi alerjik yakınmalar oluşabilir.
Safra yollarına baskı yaparsa sarılık (cilt ve gözlerde sararma) gelişebilir.
Nadir ama önemli bir durum, kistin patlaması ya da sızdırmasıdır. İçerik karın içine kaçarsa vücut şiddetli alerjik tepki (anafilaksi) verebilir, kurdeşen, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü gibi acil tablo gelişebilir. Bu yüzden kırsalda yaşayan, hayvanlarla temas öyküsü olan ve yukarıdaki yakınmaları bulunan kişiler mutlaka doktor kontrolü yaptırmalıdır.
Önce öykü ve doktor muayenesi ile değerlendirilir. Sonrasında radyolojik görüntüleme yöntemleri ile tanı koyulur. Ultrasonografi (USG): Çoğu zaman tipik görünümü gösterir; kistin içinde küçük kistçikler görülebilir. Deneyimli radyolog kistin aktif olup olmadığını da yorumlayabilir. Gerekirse BT veya MR ile kist(ler)in sayısı, boyutu, komşulukları ve safra yollarıyla ilişkisi ayrıntılı değerlendirilir. Kan testleri tanıyı destekler: parazit antikorları pozitif olabilir; ancak tek başına kesin değildir, küçük kistlerde negatif çıkabilir.
Bazı kitleler (tümör/apse) kistle karışabileceği için nadiren ek testler (MR, PET) gerekebilir. Biyopsi(parça alma işlemi) hidatik kistte patlama/saçılma riski taşıdığından yapılmaz.
Tedavi; kistin boyutu, sayısı, hastanın durumu ve kistin aktifliğine göre kişiye özel planlanır. Kist hidatik evrelerine göre 5 tipe ayrılır. 5. Tip aktif olmayan hastalığı ifade eder ve genellikle tedavi gerektirmez. Diğer tiplerde tedavi gerekir.
1) İlaç (Antiparaziter) Tedavi
Genellikle Albendazol başlanır. Tek başına küçük/çok sayıda kistlerde bir seçenek olabilir; büyük kistlerde çoğu zaman yetersiz kalır. Ancak ameliyat veya girişimsel işlemler öncesi–sonrası mutlaka kullanılarak yayılım riski azaltılır ve başarı artırılır.
2) Girişimsel Radyoloji – Perkütan Tedavi (PAIR)
Bugün birçok uygun olguda ilk tercih haline gelen ameliyatsız yöntemdir. PAIR; Puncture (iğneyle girme), Aspiration (sıvıyı çekme), Injection (ilaç verme), Re-aspiration (yeniden çekme) adımlarından oluşur. İşlem sedasyon ya da genel anestezi(uyutularak) altında yapılabilir. USG ve floroskopi(canlı röntgen) kılavuzluğunda ciltten ince iğne ile kiste girilir. Kist sıvısı kontrollü biçimde boşaltılır (örnek laboratuvara gönderilir). Kist boşluğuna parazit öldürücü ve duvarı tahrip eden sklerozan solüsyon (çoğunlukla %95 etanol veya hipertonik salin) verilir, kısa süre bekletilir. İlaç yeniden aspire edilir; kist büyükse bir kateter (plastik ince bir boru) kistin içerisine yerleştirilerek birkaç gün bırakılabilir. İşlem sırasında alerjik reaksiyon açısından gözlem yapılır. Çoğu hastada tek seans yeterlidir; kist zamanla büzüşür ve canlılığını kaybeder.
3) Cerrahi Tedavi
Kistin patlaması, safra yollarına açılması gibi acil durumlarda ya da kistin içeriği katı (iğneyle boşaltması zor) ise açık veya laparoskopik (kapalı) cerrahi yapılabilir. Cerrahi etkilidir ancak her zaman genel anestezi ile yapılır ve karında büyük kesiler ve daha uzun iyileşme süresi gerektirir. Bu nedenle mümkünse girişimsel yöntemler tercih edilir.
Takip
İşlem sonrası hasta yakın izlenir.Sonrasında USG kontrolleri ile kistin büzüşmesi ve nadiren de olsa tekrar büyüme açısından takip edilmelidir. Albendazol çoğunlukla toplam 1–3 ay sürdürülür;
Girişimsel radyolojide yapılan iğne ile tedavi açık ameliyat yapılmadığından iyileşme süreci hızlıdır. Çoğu hasta 24–48 saat içinde taburcu olur; günlük yaşama çabuk dönebilir. Uygun olgularda kistin tam sönmesi veya inaktifleşme oranları cerrahiye yakındır; tekrarlama oranları çok düşüktür.
Alerjik reaksiyon (anafilaksi) (önleyici ilaçlar ve deneyimli ekip ile yönetilir), kanama, safra sızıntı gibi riskler nadiren de olsa olabilir. Deneyimli Girişimsel radyoloji merkezlerinde bu riskler çok düşüktür.
Sonuç olarak ismi korkutucu gelse de karaciğer hidatik kisti günümüzde başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken tanı, doğru hasta seçimi ve doğru yöntem ile tam iyileşme mümkündür. Korunmada hijyen (el yıkama, gıdaları iyi yıkama, hayvan bakımında temizlik) önem arz etmektedir. Karaciğerde kist hidatik oluştuysa çoğu vakada iğne deliğinden yapılan girişimlerle ameliyatsız çözüm sağlanabilir. Elbette her vaka bireyseldir; kistin yapısına göre en doğru planı girişimsel radyoloji hekiminizle birlikte karar verebilirsiniz.