HASTALAR İÇİN

Anevrizma Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Anevrizma tedavileri
HAZIRLAYAN: Dr. Hüseyin Akkaya
TGRD Üyesi
Anevrizma Nedir?

Anevrizma, bir damarın duvarının zayıflaması sonucu o damarın balon gibi genişlemesi veya şişmesi anlamına gelir. Bu durum genellikle atardamarlarda (arterlerde) görülür. Anevrizma kelimesi, Yunanca kökenli olup 'genişleme' anlamına gelir. Normalde damar duvarı kan basıncına dayanacak kadar güçlüdür, ancak bazı durumlarda bu duvar zayıflar ve dışa doğru genişler.
Bu genişleme bazen küçük kalabilir ve hiçbir belirti vermez, ancak büyüdükçe yırtılma (rüptür) riski artar. Anevrizma yırtıldığında ciddi iç kanama meydana gelir ve bu durum hayati tehlike oluşturur. Bu nedenle anevrizmalar erken tanı konduğunda dikkatle izlenmeli veya tedavi edilmelidir.

Anevrizma Nasıl Oluşur?

Anevrizma, damar duvarındaki zayıflık nedeniyle oluşur. Damarın yapısı üç katmandan oluşur. Bu katmanlardan biri zayıfladığında ya da hasar gördüğünde damar duvarı basınca dayanamaz ve genişlemeye başlar. Zamanla bu bölge incelir ve balonlaşma halini alır.

Anevrizmanın oluşmasında birçok neden rol oynayabilir:
• Doğuştan gelen damar duvarı zayıflıkları
• Yüksek tansiyon (hipertansiyon)
• Damar sertliği (ateroskleroz)
• Sigara kullanımı
• Travmalar (kazalar veya ameliyatlar sonrası)
• Enfeksiyonlar
• Ailesinde anevrizma öyküsü olanlarda genetik yatkınlık
Anevrizmanın oluşumu genellikle yavaş ve sessizdir. Bu nedenle uzun yıllar hiçbir belirti vermeden büyüyebilir.

Vücudun Hangi Bölgelerinde Görülür?

Anevrizma vücudun birçok damarında ortaya çıkabilir. Görüldüğü bölgeye göre belirtiler ve riskler değişir. Aşağıda en sık görülen anevrizma türleri ve bulguları özetlenmiştir:

• Beyin Anevrizması: Genellikle küçük boyutlarda kaldığından uzun süre belirti vermez. Baş ağrısı, görme bozukluğu, göz arkasında baskı hissi, nöbet (epilepsi) atağı yapabilir. Yırtıldığında ise ani, çok şiddetli bir baş ağrısı ('hayatımın en kötü baş ağrısı' olarak tanımlanır), bulantı, kusma, bilinç kaybı ve felç gelişebilir. Bu durum beyin kanaması anevrizması olan hastada anevrizmanın yırtılması (rüptür) anlamına gelir ve acil müdahale gerektirir.
• Aort Anevrizması: Kalpten çıkan en büyük damar olan aortta gelişir. Aortun göğüs (torasik) veya karın (abdominal) kısmında olabilir. Karın bölgesinde olursa göbek çevresinde nabız atar gibi bir dolgunluk hissi, sırta vuran ağrı ve karın ağrısı görülebilir. Göğüs kısmında olursa göğüs ağrısı, nefes darlığı veya ses kısıklığı yapabilir. Yırtıldığında çok ciddi iç kanama oluşur ve hayatı tehdit eder.
• Dalak (Splenik) Arter Anevrizması: Karın sol üst kısmında, dalak atardamarında gelişir. Genellikle belirti vermez, bazen karın sol tarafında ağrı veya sırta vuran dolgunluk hissi olabilir. Hamile kadınlarda yırtılma riski yüksektir ve bu durumda tedavi gerektirir.
• Böbrek (Renal) Arter Anevrizması: Böbreğe giden atardamarlarda oluşur. Çoğu zaman tesadüfen saptanır. Bazen bel ağrısı, böğür ağrısı, idrarda kan görülmesi veya yüksek tansiyonla kendini gösterebilir. Büyük anevrizmalarda böbrek fonksiyonlarını etkileyebilir.
• Bacak (Popliteal) Arter Anevrizması: Diz arkasındaki damarlarda oluşur. Bacakta ağrı, şişlik veya soğuma hissi yapabilir. Bazen anevrizma içindeki pıhtı bacak damarlarını tıkayarak ani bacak ağrısına veya morarmaya neden olabilir. Yırtılması nadirdir ama pıhtı atması (emboli) riski vardır.
• Karaciğer ve Bağırsak Damar Anevrizmaları (Visseral Anevrizmalar):  Karaciğer (hepatik arter), bağırsak (mezenterik arter) gibi iç organ damarlarında gelişebilir. Nadir görülürler ancak yırtıldıklarında karın içinde ciddi kanamalara yol açabilirler. Genellikle karın ağrısı, bulantı, iştahsızlık veya sindirim sorunları ile belirti verirler. Çoğu zaman tesadüfen tespit edilirler.
Görüldüğü gibi, anevrizma hangi damarda oluşursa ona göre farklı şikayetler ortaya çıkar. Bu nedenle tanı konulurken anevrizmanın bulunduğu yerin doğru şekilde belirlenmesi çok önemlidir.

Kimlerde Daha Sık Görülür?

Anevrizma herkeste görülebilir, ancak bazı kişilerde risk daha yüksektir:
• 50 yaş üzeri bireyler
• Erkekler (özellikle aort anevrizmaları erkeklerde daha sık görülür)
• Yüksek tansiyonu olanlar
• Sigara kullananlar
• Kolesterolü yüksek olanlar
• Ailesinde anevrizma öyküsü bulunanlar
• Karaciğer hastalığı veya damar hastalığı olanlar

Anevrizma Hangi Belirtilere Yol Açar?

Anevrizmanın en önemli özelliği, uzun süre hiçbir belirti vermeden sessizce ilerleyebilmesidir. Birçok kişi anevrizmasını başka bir nedenle yapılan tetkik sırasında tesadüfen öğrenir.
Büyüyen anevrizmalar çevresindeki organlara baskı yaparak bazı şikayetlere yol açabilir:
• Karında ya da sırtta ağrı
• Göğüs bölgesinde baskı veya nefes darlığı
• Beyin anevrizmalarında baş ağrısı veya görme bozukluğu
• Boyun veya sırtta dolgunluk hissi
• Nadiren kalp çarpıntısı hissi
Anevrizma yırtıldığında (rüptür) ise ani başlayan çok şiddetli ağrı, bayılma, terleme, tansiyon düşüklüğü ve bilinç kaybı görülebilir. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir ve zaman kaybetmeden hastaneye başvurulmalıdır.

Anevrizma Neden Önemlidir?

Anevrizma, yırtılma (rüptür) riski taşıdığı için önemlidir. Yırtıldığında vücut içine ani ve ciddi kanama meydana gelir. Bu durum özellikle beyin veya büyük damar anevrizmalarında hayatı tehdit edebilir.

Tanı Nasıl Konur?
Anevrizma tanısı çoğu zaman radyolojik görüntüleme yöntemleriyle konulur. Bu yöntemler, damarın iç yapısını ayrıntılı bir şekilde görmemizi sağlar. Örneğin ultrason, ses dalgaları kullanarak damar duvarındaki genişlemeleri tespit eder. Bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografi, damarların üç boyutlu bir görüntüsünü oluşturur; bu sayede anevrizmanın yeri, boyutu ve çevre dokularla ilişkisi net şekilde belirlenir. Manyetik rezonans (MR) anjiyografi ise radyasyon kullanılmadan, güçlü manyetik alanlar sayesinde damarları görüntüler. Beyin, göğüs ve karın bölgesindeki anevrizmaların değerlendirilmesinde oldukça etkilidir. Bazı durumlarda klasik anjiyografi uygulanarak hem tanı hem de tedavi aynı anda yapılabilir. Bu yöntemlerde amaç, anevrizmanın büyüklüğünü, şeklini ve olası risklerini en doğru şekilde belirlemektir.

Anevrizma tanısı genellikle görüntüleme yöntemleriyle konur. Kimi zaman rutin kontrol veya başka bir hastalık araştırılırken tesadüfen fark edilir.

Kullanılan başlıca tanı yöntemleri:
•  Ultrason: Karın ve bacak damarlarındaki anevrizmaları saptamada kullanılır.
•  Bilgisayarlı Tomografi (BT) Anjiyografi: Anevrizmanın yeri, büyüklüğü ve yapısı hakkında detaylı bilgi verir.
•  Manyetik Rezonans (MR) Anjiyografi: Özellikle beyin, göğüs bölgesi ve bacak damarlarının incelenmesinde kullanılır.
•  Klasik Anjiyo: Hem tanı hem de tedavi amacıyla uygulanabilir.
Tanı konulduktan sonra doktor, anevrizmanın yeri ve büyüklüğüne göre takip veya tedavi planı oluşturur.

Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Anevrizmanın tedavisi; damarın bulunduğu yer, büyüklüğü, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve yırtılma riski dikkate alınarak planlanır. Küçük ve büyüme göstermeyen anevrizmalar genellikle belirli aralıklarla takip edilir.

Ancak bazı durumlarda tedavi şarttır:
• Anevrizmanın hangi damarda olduğuna bağlı olarak değişmekle birlikte anevrizma boyutu tedavi kararı içim önemlidir (örneğin; aort anevrizmaları 5 cmden büyükse, dalak (splenik) arter anevrizmaları 3 cmden büyükse tedavi önerilirken beyin arter anevrizmaları 3-5 mm’den büyükse tedavi önerilir )
• Anevrizma hızlı büyüyorsa
• Şiddetli ağrı veya baskı hissi varsa
• Hamilelik planlanıyorsa veya mevcutsa
• Anevrizma daha önce kanama geçirmişse
Tedavi seçenekleri cerrahi yöntemler veya endovasküler (anjiyo ile damar içi) yöntemlerdir.

Cerrahi Tedavi Yöntemleri
Cerrahi tedavi, anevrizmanın bulunduğu damar kısmının çıkarılması veya onarılması işlemidir. Bu yöntemde genellikle karın veya göğüs bölgesi açılarak genişleyen damar bölgesi kesilir ve yerine yapay damar (greft) yerleştirilir.
Cerrahi tedavi, özellikle büyük veya karmaşık anevrizmalarda tercih edilir. Ancak açık ameliyat olması nedeniyle iyileşme süresi biraz daha uzundur. Günümüzde pek çok anevrizma artık daha az riskli olan endovasküler yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

Endovasküler (Anjiyo) Tedavi Nedir ve Nasıl Yapılır?
Endovasküler tedavi, yani damar içi tedavi yöntemi, günümüzde anevrizma tedavisinde en sık kullanılan modern ve minimal girişimsel bir yöntemdir. Bu yöntemde ameliyat kesisi yapılmaz; kasık veya bazen kol bölgesinden ince bir kateter yardımıyla damarın içine girilir. Bu işlem sırasında genellikle genel anesteziye gerek kalmaz, hafif bir sedasyon (rahatlatıcı ilaç) ve lokal olarak girilecek yerin (genellikle kasık damarından veya daha nadiren koldan girilir) uyuşturulması ile yapılır.

Kateter, röntgen görüntüleri eşliğinde anevrizma bölgesine yönlendirilir. İşlem sırasında anevrizma içine stent-greft adı verilen özel bir tüp yerleştirilir. Bu stent-greft, kanın anevrizma içine girmesini engelleyerek damar duvarını korur ve yırtılma riskini ortadan kaldırır. Bazı durumlarda anevrizma içine metal sarmallar (coil) yerleştirilerek kan akışı durdurulur veya özel yapıştırıcı maddelerle kapatılır.
İşlem genellikle 1-2 saat sürer ve hasta aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir. Bu yöntem açık ameliyata göre daha az ağrılıdır, iyileşme süresi çok daha kısadır ve hastalar kısa sürede normal hayatlarına dönebilir. Endovasküler tedavi, özellikle yaşı ilerlemiş veya başka hastalıkları olan kişilerde önemli bir avantaj sağlar.

Bu yöntem, daha az ağrılıdır sadece damar giriş yerinin uyuşturulması yeterlidir. Endovasküler şlemi girişimsel radyoloji uzmanı uygular.

Endovasküler Tedavi Sırasında Kullanılan Yöntemler
Endovasküler tedavide farklı teknikler kullanılabilir:
• Stent-greft: Damarın içine yerleştirilen özel kaplı bir stenttir. Anevrizmanın üzerini kapatarak kanın o bölgeye girmesini engeller.
• Coil embolizasyonu: Anevrizma içine küçük metal sarmallar (coil) yerleştirilerek kan akımı durdurulur.
• Tıkaç veya yapıştırıcı (embolizan madde): Damarın anevrizma kısmı özel malzemelerle kapatılır.

Bu yöntemler sayesinde anevrizmanın büyümesi ve yırtılma riski ortadan kaldırılır.

Bu İşlemin Riskleri Nelerdir?
Endovasküler tedavi güvenli bir yöntemdir, ancak her tıbbi işlem gibi bazı riskleri vardır:
• Giriş yerinde kanama veya morarma
• Kullanılan stent veya malzemenin tıkanması
• Damarın tekrar genişlemesi (seyrek)
• Böbrek fonksiyonlarında geçici bozulma (özellikle kontrast madde kullanıldığında)
Bu riskler genellikle düşük orandadır ve dikkatli takip ile kontrol altına alınabilir.

Tedavi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Tedaviden sonra hastalar genellikle kısa sürede günlük yaşamlarına döner. Ancak düzenli kontrollerin aksatılmaması çok önemlidir. Doktorun önerdiği aralıklarla görüntüleme testleri yapılmalıdır.
Ayrıca şu noktalara dikkat edilmelidir:
• Kan basıncını düzenli kontrol etmek
• Sigara ve alkol kullanımından kaçınmak
• Düzenli egzersiz yapmak
• Sağlıklı beslenmek
• Doktorun önerdiği ilaçları düzenli kullanmak


Sonuç Olarak
Anevrizma, erken fark edildiğinde kontrol altına alınabilen ancak yırtıldığında ciddi sonuçlara yol açabilen bir hastalıktır. Düzenli sağlık kontrolleri, sigara ve yüksek tansiyon gibi risk faktörlerinden uzak durmak hastalığın önlenmesinde çok önemlidir.
Günümüzde gelişen tıbbi teknolojiler sayesinde anevrizmalar çoğunlukla açık ameliyat gerektirmeden, anjiyo yöntemleriyle güvenli bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip sayesinde anevrizmalar artık büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalık haline gelmiştir.