Karotiko-kavernöz fistül, beyin tabanında yer alan atardamar(karotis) ile toplardamar(kavernöz sinüs) arasında anormal bir bağlantı (fistül) oluşması durumudur. Normalde bu iki damar sistemi birbirinden ayrı çalışır. Ancak fistül geliştiğinde atardamardaki yüksek basınçlı kan, toplardamar sistemine geçer. Bu da göz çevresinde damar genişlemelerine, kızarıklık, şişlik, ağrı ve görme bozukluğuna neden olur.
Fistül, genellikle kafa travması sonrası(direkt) ortaya çıkar, ancak bazı kişilerde kendiliğinden (indirekt-spontan) de gelişebilir.
Karotiko-kavernöz fistül, farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Tedavi kararı; fistülün tipi, hastanın şikayetleri ve görme fonksiyonuna göre verilir. Girişimsel radyoloji ile cerrahi tedaviye gerek kalmadan kapalı anjiyografik yöntemle tedavi aşağıdaki durumlarda uygulanır:
1. Travmaya Bağlı (Direkt) FistüllerBu tip fistüller genellikle trafik kazası, düşme veya kafa yaralanması sonrası oluşur. Beyni besleyen atardamar ile toplardamarlar arasında ,normalde olmayan geniş ve yüksek basınçlı bir bağlantı meydana gelir.
Belirtiler çoğunlukla hızlı başlar:
Bu hastalarda tedavi acil olarak yapılmalıdır. Aksi takdirde yüksek basınç, görme sinirine kalıcı zarar verebilir.
2. Spontan (Dolaylı) FistüllerBu tür fistüller genellikle orta veya ileri yaş kadınlarda, damar duvar zayıflığı, yüksek tansiyon veya bağ dokusu hastalıkları (örneğin Ehlers-Danlos sendromu) sonucu kendiliğinden gelişir.
Belirtiler daha sinsi seyreder:
Bu hastalarda tanı genellikle gecikse de, girişimsel radyoloji tedavisi ile görme korunabilir ve gözdeki şişlik gerileyebilir.
3. Görme Kaybı veya Göz Basıncı Artışı Olan HastalarFistül nedeniyle kavernöz sinüs ve göz toplardamarlarında yüksek basınç gelişir. Bu durum, optik sinir(görme siniri) ve retina üzerinde baskı oluşturarak görme fonksiyonlarını tehdit eder.
Tedavi, göz içi basıncın düşürülmesini ve görmenin korunmasını sağlar.
Bazı hastalarda fistül doğrudan yaşamı tehdit etmez, ancak gözün ileri derecede dışarı çıkması veya yüz asimetrisi ciddi bir kozmetik rahatsızlık oluşturabilir.
Bu durumlarda yapılan girişimsel tedavi, hem görsel hem estetik iyileşme sağlar.
Özetle, karotiko-kavernöz fistül tedavisinin amacı:
Tanı genellikle MR(Manyetik Rezonans) anjiyografi veya BT(Bilgisayarlı Tomografi) anjiyografi ile konur. Ancak kesin tanı, girişimsel radyoloji uzmanı tarafından yapılan dijital subtraksiyon anjiyografi (DSA) ile doğrulanır.
Bu yöntem, hem tanı hem de tedavi planlamasında altın standarttır. Bu inceleme, beyin damarlarını en net şekilde göstermek için yapılan bir damar görüntüleme işlemidir. Ama normal röntgen gibi değildir ,özel bir cihazla, damarlara ilaç verilerek yapılır. Bu sayede beyinde karotiko-kavernöz fistül, damar tıkanıklıkları, baloncuklar (anevrizma) veya damar yumakları çok detaylı şekilde görülebilir.
Hazırlık:
Hasta genellikle aç gelir. Damar yolu açılır.Hasta monitörize edilerek solunum ve dolaşım bulguları anlık olarak takip edilir.İşlem genellikle kasıktan (bazen el bileğinden) atardamara girilerek yapılır.
Kateterin yerleştirilmesi:
Kasık atardamarına ince bir tüp (sheath) yerleştirilir. Ardından içerisinden kateterlerle(küçük borucuklar) vücuttaki damarlar içinden beyin damarlarına kadar ilerletilir.İşlem sırasında ağrı hissedilmez, çünkü damarların içinde sinir yoktur.
İlaç verilmesi:
Kateter beyin damarlarına ulaştığında, damarları görünür hale getiren kontrast madde (boya) verilir. Bu sırada özel bir röntgen cihazı saniyede birçok görüntü alır.
Görüntülerin kaydı:
Bilgisayar, bu görüntülerden damarlardaki kan akımını netleştirir. Gerekirse farklı damarlardan tekrar görüntü alınabilir.
İşlem sonrası:
Kateter çıkarılır, kasık bölgesine bir süre baskı uygulanır .Hasta birkaç saat dinlenir.
Genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu edilir.
Karotiko-kavernöz fistül tedavisinde günümüzde cerrahiye gerek kalmadan, damar içinden yapılan endovasküler (girişimsel radyolojik) yöntemler kullanılır.
Bu tedavi yapılırken hasta entübe(hastanın anestezi ekibi tarafından uyutulması) edilir.Hastanın işlem sırasında kıpırdamaması,solunumun düzenli aynı zamanda kontrollü olması ve ani hareket etmemesi çok önemlidir.İşlem sırasından damar içerisinde küçük borucuklar ve ince tellerle ilerlendiği için işlemin hasta güvenliği açısından uyutulduktan sonra yapılması rutin haline gelmiştir.
Bu tedavide girişimsel radyoloji uzmanı, kasık ya da el bileğindeki atardamardan çok ince kateterlerle beyin damarlarına ulaşır. Fistül bölgesi tespit edildikten sonra, mikrokateter adı verilen özel ince kateterler( borucuklarla) atardamar ile toplardamar arasındaki anormal bağlantı(fistül), koil (platin tel), balon veya stent kullanılarak kapatılır.
Böylece atardamar ile toplardamar arasındaki anormal geçiş ortadan kaldırılır. İşlem sonrası gözdeki şişlik ve kızarıklık genellikle birkaç gün içinde belirgin şekilde azalır.
Karotiko-kavernöz fistül, göz ve beyin damarlarını etkileyen ciddi bir damar hastalığıdır. Ancak girişimsel radyoloji yöntemleri sayesinde, bu durum artık cerrahi kesiye gerek kalmadan tedavi edilebilmektedir.
Erken tanı ve uygun girişimsel tedavi ile hastalarda görme korunur, yaşam kalitesi artar ve estetik görünüm hızla düzelir.